Yaşlı Nüfus Çalışmaya Mecbur Kaldı!

Cem YILDIRIM
Türkiye’de dar gelirli vatandaşların yaşam koşulları oldukça zorlaşırken, özellikle yaşlı nüfusun da durumu giderek kötüleşmektedir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri, 65-70 yaş aralığındaki bireylerin zorunluluk nedeniyle çeşitli alanlarda, özellikle inşaat ve sanayi gibi beden gücü gerektiren işlerde çalışmak zorunda olduklarını açıkça ortaya koymaktadır. TÜİK’in ‘Yaşlılar 2024’ araştırma sonuçları, sayıları 10 milyona yaklaşan 65 yaş ve üzerindeki bireylerin iş gücüne katılım oranının 2023 yılı itibariyle yüzde 12.2 olduğunu, 2024 sonunda ise bu oranın yüzde 13’e yükselebileceğini göstermektedir.
DÖRTTE BİRİ YOKSUL
CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak tarafından hazırlanan ve Merkez Yürütme Kurulu’na (MYK) sunulan bir raporda, toplam nüfus içindeki yoksulluk oranının en yüksek payının yüzde 24.2 ile 65 yaş ve üzerindeki yaşlı nüfusa ait olduğu ifade edilmiştir. Raporda, yaşlı istihdamına dair da çarpıcı veriler yer almaktadır. Özellikle hizmet sektöründe yaşlı istihdamı yüzde 32’lik bir oranla dikkat çekerken, sanayi sektöründeki oran yüzde 7.3, inşaat sektöründeki oran ise yüzde 2.8 olarak belirlenmiştir. Bu oranlar, yaşlı bireylerin ekonomik hayatta ne denli önemli bir yer edindiğini fakat aynı zamanda zorluklar yaşadığını da göstermektedir.
Genel olarak, yaşlı bireylerin iş gücüne katılımı sadece ekonomik bir zorunluluk olarak değil, aynı zamanda toplumsal bir sorun olarak da ele alınmalıdır. Bu yaş grubunun iş gücüne katılımı, yalnızca bireylerin kendileri için değil, aileleri ve toplum için de olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. Ekonomik bağımsızlığını kaybeden yaşlı bireyler, sosyal hizmetlere ve yardımlara daha fazla bağımlı hale gelmekte, bu durum da toplumsal eşitsizlikleri derinleştirmektedir.
Bu çerçevede, kamu politikalarının yaşlıları da kapsayacak biçimde yeniden gözden geçirilmesi ve yaşlı bireyler için daha sürdürülebilir ve destekleyici bir ekonomik sistemin oluşturulması gerekmektedir. Yaşlıların çalışma koşullarının iyileştirilmesi, sağlıklı bir yaşlanma sürecinin sağlanması adına önem arz etmektedir. Aksi takdirde, 65 yaş ve üzeri bireylerin yaşadığı ekonomik zorluklar ve sosyal dışlanma daha da artacaktır.
Sonuç olarak, Türkiye, yaşlı nüfusunu göz ardı etmeden, onların ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarını karşılayacak politikalar geliştirmek zorundadır. Bu tür önlemler, yalnızca yaşlıların yaşam kalitesini artırmakla kalmayacak, aynı zamanda genel toplum sağlığını ve refahını da olumlu yönde etkileyecektir. Böylelikle, yaşlı bireylerin toplumsal hayatta daha aktif rol alması sağlanmış olacaktır.