Tutuklu Gençlerden İşkence İddiası Gündeme Geldi!

TRT World Forum’da yaptığı konuşma sırasında Recep Tayyip Erdoğan’ı “Gemiler Gazze’ye bomba taşıyor” sloganıyla protesto eden üçü erkek, altısı kadın olmak üzere dokuz genç, protestolarının ardından gözaltına alındılar. Sonrasında çıkarıldıkları mahkemece tutuklanmaları, kamuoyunda büyük bir infiala yol açtı. Bu gençlerle ilgili, gözaltında maruz kaldıkları şiddet ve işkence iddiaları gündeme geldi.
İddialara göre, bu dokuz genç, gözaltında iken çıplak arama ve diğer kötü muamele şekillerine tabi tutulmuşlardı. İlgili süreçte, Türk Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda 2025 yılı bütçeleri üzerine tartışmalar sürerken, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, bu iddialara yanıt vermek zorunda kaldı.
Tunç, gençlerin gözaltında maruz kaldığı iddia edilen çıplak arama, şiddet ve işkence uygulamalarını yalanladı. Bakan, aramalar sırasında insan haysiyetine saygı gösterildiğini ve işlemlerin uluslararası kriterler çerçevesinde yapıldığını belirtti. Konferanstaki konuşmasında, cezaevleri ve uygulamaları hakkında bazı eleştirilerin olduğunu, özellikle Marmara Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndaki iddialara ilişin bilgi vermek gerektiğini ifade etti.
Yılmaz Tunç, İstanbul’da gözaltına alındıktan sonra tutuklanarak Marmara Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na sevk edilen gençlerin ceza infaz kurumuna alınma süreçlerinde kötü muameleye maruz kaldıkları iddialarının doğru olmadığını vurguladı. Kuruma giriş işlemlerinin Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik çerçevesinde gerçekleştirildiğini belirtti ve çıplak aramanın kesinkes söz konusu olmadığını söyledi.
Tunç; “Ceza ve tevkifevlerimizde yapılan bütün uygulamalar mahremiyete ve insan haysiyetine saygı esas alınarak gerçekleştirilmektedir. Söz konusu olayda da fiziksel ve detaylı arama işlemleri, insan onurunu zedelemeyecek şekilde uluslararası kriterler çerçevesinde yapılmıştır” ifadelerini kullandı.
Özellikle cezaevlerinde güvenlik gerekçeleri nedeniyle bazı eşyaların denetime tabi olduğunu belirten Tunç, kemer, ayakkabı bağı ve ebatları nedeniyle kişilerin güvenliğini tehlikeye atabilecek; yasaklanma, intihar gibi hususlarla bağdaştırılabilecek eşyalara yönelik güvenlik önlemlerinin alındığını ifade etti. Ayrıca, başörtüsüne yönelik herhangi bir kısıtlama olmadığını da vurguladı.
Bu gelişmeler, toplumsal bir tartışma yaratmışken, aynı zamanda ifade özgürlüğü ve kamu güvenliği gibi konular üzerine de sorgulamaları beraberinde getirdi. Olayın, özellikle genç bireyler arasında yarattığı etkiler, protesto hakkının ne denli korunduğu, devletin otoriter uygulamaları ve insan haklarına yönelik endişenlerin giderek arttığı bir dönemde yaşanması dikkat çekici bulunuyor. Türkiye’nin insan hakları konusundaki uluslararası standartlarla ne denli uyumlu olduğu yönünde de sorular gündeme geldi.