İran, İsrail Nükleer Bilgilerini Korsanlamakta!

İsrailli Haaretz gazetesinin haberine göre, İran istihbaratıyla bağlantılı olarak tanımlanan korsanlar, Tel Aviv’in güneyinde yer alan Sorek Nükleer Araştırma Merkezi’nde çalışan bir bilim insanının bilgilerini sızdırdı. Yapılan sızıntıda, SARAF parçacık hızlandırıcı projesine dair görüntülerin ve diğer nükleer uzmanların isimlerinin yer aldığı belgeler yayımlandı.
Daha Önce Görülmemiş Bilgiler Ortaya Çıktı
Korsanların, bu bilgileri söz konusu bilim insanının cep telefonundan veya e-posta hesabından elde ettikleri düşünülüyor. İlgili bilim insanı, nükleer güvenlik alanında uzman bir radyasyon güvenliği uzmanı. Ayrıca, bu kişinin pasaport fotoğrafı da internette paylaşıldı. Sızıntı, araştırma merkezinin güvenliği ve çalışanlarının güvenliği açısından büyük bir tehdit oluşturuyor.
İsrailli Diplomatik ve Askeri Yetkililerin Bilgileri de Sızdırıldı
Bu siber saldırının daha geniş kapsamlı olduğu anlaşılmakta. İran bağlantılı korsanlar, ayrıca İsrail’in Amerika Birleşik Devletleri’nde askeri ateşe olarak görev yapan bir yetkilinin ve mevcut İsrail Büyükelçisi’nin aile bilgilerini de ifşa etti. Bunun yanında, İsrail Savunma Bakanlığı’nın eski genel müdürüne ait kişisel fotoğraflar ve belgeler de bu siber saldırının hedefleri arasında yer aldı. Bu durum, İsrail’in ulusal güvenlik stratejisinin ve diplomatik ilişkilerinin ne kadar hassas olduğunu gözler önüne seriyor.
İsrail Yetkililerinden Açıklama Yok
İsrail Ulusal Siber Direktörlüğü, bu konuya dair yorum yapmaktan kaçındı ve yapılacak yorumları Başbakanlık Ofisi’ne yönlendirdi. Aynı şekilde, İsrail İç İstihbarat Servisi Şin-Bet de henüz bir açıklama yapmadı. Öte yandan, İsrail Başbakanlık Ofisi, yapılan incelemeler sonucunda ifşa edilen görüntülerin ve belgelerin, kesinlikle İsrail’deki bir tesisle bağlantılı olmadığını bildirdi. Bu açıklama, sızdırılan belgelerin sitedeki önemli bilgileri içerdiği konusunda bir rahatlama sağlamak amacıyla yapılmış gibi görünüyor.
Bu olay, İran ve İsrail arasındaki uzun süredir devam eden gerginliğin siber saldırılarla daha da tehlikeli bir boyuta taşındığını göstermektedir. Sadece nükleer araştırmaların değil, aynı zamanda diplomatik ve askeri bilgilerin de hedef alındığı bu durum, iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir çatışma alanı oluşturabilir. Sızıntının sonuçları, her iki ülkenin de güvenlik stratejilerini ve siber güvenlik alanındaki önlemlerini gözden geçirmesine yol açabilir. Bu olayın gelişimini izlemek, gelecekteki siyasi ve askeri gerilimlere dair önemli ipuçları sunabilir.