DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Siirt Belediyesi Eş Başkanı Sofya Alagaş’ın yerine kayyum atanmasıyla ilgili bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Siirt Belediye Eş Başkanımız Sofya Alağaş’a hukuksuz bir şekilde verilen altı yıl üç aylık cezanın ardından, Siirt Belediyemiz sabahın erken saatlerinde kayyım darbesiyle gasp edildi” denildi. Açıklamanın devamında, bu durumun yalnızca bir belediye gaspı değil, daha geniş bir sorunun parçası olduğu vurgulandı.
Açıklamada, “Önceki kayyım darbelerinden de gördüğümüz üzere, Siirt Belediyesi ablukaya alındı; halkın ve diğer seçilmişlerin belediyeye giriş çıkışları yasaklandı” ifadesine yer verildi. Ayrıca, “Dün Batman’da ve diğer belediyelerimizde olduğu gibi, kadınların kentleri yönetmesine ve dolayısıyla iradelerine saldırı yapıldı” denildi. Bu bağlamda, 31 Mart 2019 seçimlerinden günümüze kadar Hakkari, Mardin, Batman, Dersim, Halfeti, Akdeniz, Bahçesaray ve en son olarak Siirt’in de aralarında yer aldığı toplam sekiz belediyenin iktidar tarafından gasp edildiği aktarıldı.
‘Muhalif belediyelerin tamamı, iktidarın aparatı haline gelen yargının kıskacındadır’
Açıklamada, “Daha önce defalarca söyledik, bu darbeci anlayışın önü alınmazsa, kayyımlar sadece Kürt coğrafyasıyla sınırlı kalmaz” denilerek, kayyım uygulamalarının daha geniş bir etki yaratarak Türkiye genelinde muhalefete yönelik bir tehdit oluşturduğu vurgulandı. Özellikle CHP’nin Esenyurt ve Ovacık Belediyeleri’nin de kayyım tarafından gasp edilmesi, muhalefet partilerinin durumu açısından önemli bir endişe kaynağı olarak öne çıktı. Açıklamanın devamında, “İktidar ilk günden bu yana göz diktiği İstanbul Büyükşehir Belediyesini düşürmek ve ele geçirmek için her türlü yolu deniyor” ifadesi kullanıldı.
‘Kayyım rejimi kalıcılaştırılmaya çalışılıyor’
Açıklamada, belediyelerin gasp edilmesi olgusunun daha derin ve tehlikeli bir mesele olduğu belirtildi. “Kayyım rejimi kalıcılaştırılmaya, otoriter ve mutlak iktidar sağlamlaştırılmaya ve her türlü demokratik hak kullanılamaz hale getirilmeye çalışılıyor” denildi. Bu uygulamaların sonucunda, Türkiye genelinde 85 milyon seçmenin seçme ve seçilme hakkının tehdit altında olduğu kaydedildi. “Sandık ve seçim anlamsız hale getiriliyor” ifadesi, yönetimin meşruiyetsizliğine dikkat çekti. Bu durumun hukuki bir bağlamda değerlendirilmediğine ve iktidarın seçimle alamadığı belediyeleri gasp etmekte olduğu belirtildi.
‘Öfkemizi demokratik siyasete olan kararlılığımızla biriktiriyoruz’
Son olarak, iktidarın bu darbelere karşı Kürt halkının ve DEM Parti üyelerinin sessiz kalmayacağı ifade edildi. “İktidar sanmasın ki bizler ve Kürt halkı bu darbelere alışıyoruz ve kanıksıyoruz” açıklaması ile halk iradesinin savunulacağı vurgulandı. “Kayyım atamalarında 2016’nın cevabını 2019’da, 2019’un cevabını 2024’te sandıkta verdiğimiz gibi, bu gasplara ve darbelere de cevabımızı vereceğiz” denilerek, yaşanan tüm bu olaylara karşı direnişin süreceği belirtildi. “Öfkemizi demokratik siyasete olan kararlılığımızla biriktiriyoruz” ifadesi ise dayanışma çağrısı olarak öne çıktı.