Van Cumhuriyet Başsavcılığı, 20 Mart 2003 doğumlu Rojin Kabaiş’in suda kalma süresi ve ölüm zamanına dair ek bir rapor düzenlemesi için 1’inci Adli Tıp İhtisas Kurulu’na başvurdu. Başsavcılığın talebi üzerine hazırlanan rapor, daha önce oluşturulmuş adli ve tıbbi belgeleri de dikkate aldı. Raporun analiz bölümünde, maktulden alınan 5 adet tırnak örneği ile 79 adet eküvyon örneği üzerinde yapılan incelemeler neticesinde bazı bulgular elde edildi.
İlk olarak, yapılan incelemeler sonucunda 46 adet eküvyonun DNA çalışmalarına cevap vermediği belirtilirken, 10 eküvyodan maktul ile karşılaştırma yapılabilecek uygun DNA profili elde edilemediği ifade edildi. Öte yandan, 5 adet tırnak örneği ve 21 eküvyondan, Rojin Kabaiş’a ait kadın DNA profili tespit edildiği ortaya kondu. Ayrıca, 2 adet eküvyodan maktulün DNA’sı ile birlikte farklı erkek DNA tiplemeleri elde edildi. Bu bulgularla ilgili ön inceleme çalışmaları yapıldı ve örneklerde şüpheli bir bulguya rastlanmadı. Ancak, DNA örneklerinde kontaminasyon (bulaş) ihtimalinin değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldı.
TIBBEN DEĞERLENDİRME YAPILAMIYOR
Raporun sonuç kısmında, maktulün ölüm nedenine dair kesin bir tıbbi değerlendirme yapılamadığı dile getirildi. Rapor, Rojin Kabaiş’in otopsi raporu ve olay yeri inceleme raporu ile birlikte İstanbul’daki Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulu’ndan görüş alınmasını önerdi. Sonuç bölümünde, Nizamettin ve Aygül kızı Rojin Kabaiş’ın cesedinin 15 Ekim 2024 tarihinde Van ili Tuşba ilçesi Mollakasım köyü sahilinde bulunduğu bilgisi verildi.
Otopsi sırasında dış muayenede çürüme sebebiyle ayrıntılı bir travmatik değişim analizi yapılamadı, fakat cilt bütünlüğünün korunduğu ve kafa, göğüs ve batın bölgelerinde herhangi bir yaralanma tespit edilmediği bildirildi. İç muayenede ise, kafatasında kırık, kafa içi kanama ya da iç organlarda lezyon tespit edilmediği aktarıldı. Mevcut bulgular doğrultusunda Rojin Kabaiş’in travmatik bir hadise nedeniyle ölmediği sonucuna varıldı.
Otopsi sonucunda alınan doku örneklerinin kimyasal analizinde ise tespit edilen alkol düzeyinin ölümüne neden olabilecek seviyede olmadığı, ayrıca vücudunda tespit edilen Ornidazol ve Roküronyum’un medikal sebeplerle var olduğu, bu durumu tıbbi açıdan açıklanabileceği belirlendi. Analiz edilen raporlara göre, Rojin Kabaiş’in zehirlenerek öldüğüne dair bir delil de ortaya çıkmadı.
Adli dosyada yer alan kayıtlara göre, Rojin Kabaiş’in 27 Eylül 2024 tarihinde kaybolduğu, ardından 15 Ekim’de cesedinin bulunduğu bilgisi, ölümünün nedenine dair karmaşık bir durum ortaya koydu. Ölümün sebeplerinin boğulma olduğu kabul edilse de, bu durumun intihar, kaza ya da cinayet olup olmadığının belirlenmesi için daha fazla araştırma gerektiği sonucuna varıldı.
KAYBOLDUĞU GÜN ÖLMÜŞ
Raporun nihai değerlendirmesinde, Rojin Kabaiş’in kaybolduğu gün olan 27 Eylül 2024 tarihinde ölümünün gerçekleşmiş olabileceği ve bu süre zarfında suyun içerisinde kalmış olabileceği belirtildi. Raporda, olayla ilgili çok yönlü bir adli tahkikatın gerekli olduğuna dair vurgularda bulunuldu ve tüm bu verilerin ışığında, Rojin Kabaiş’in ölümü için daha fazla