Ergül, Osmanlı İmparatorluğu’nun önemli geleneklerinden biri olan buhur suyunun tarifinin Osmanlı arşivlerinde bulunduğunu belirtti. Hırka-i Şerif törenlerinde de kullanılan buhur suyu, Avrupa’nın özellikle modern zamanlarda parfüm merkezi haline gelen Paris’te büyük bir merakla karşılanıyor. Fransa’daki ünlü parfüm okulu Grasse Parfüm Enstitüsü (GIP) de buhur suyunu Osmanlı’nın ilk parfüm suyu olarak tanımlıyor. Buhur suyu, özel bir formüle sahip olup, tarih boyunca çeşitli şekillerde insanlara sunulmuştur.
Buhur suyu, aselbent, oud, sandal ve sığla gibi tütsü ya da buhur olarak bilinen kokulu ağaç parçalarının gül suyu ile kaynatılarak misk, amber ya da çiçek suları ile zenginleştirilmesiyle hazırlanan bir karışımdır. Bu yöntem, buhur suyunun tarihte nasıl hazırlandığına dair önemli ipuçları sunuyor. Günümüzde buhur suyu, hidrosol olarak bilinen çiçek sularından birini içeren özel bir karışım olarak sağlık ve dezenfeksiyon amaçlarıyla kullanılmaya devam etmektedir. Tüm bunlar, buhur suyunun ününün zamanla artmasının nedenlerinden biri olarak öne çıkmaktadır.

‘SULTANLAR HER YIL EN İYİ BUHUR SUYUNU SEÇERDİ’
Tanzimat döneminden önce Osmanlı’da buhur suyu, Topkapı Sarayı’nda her yıl ramazan ayında Enderun’un Seferli Odası’nda büyük bir itina ile hazırlanıyordu. Buhur suyu, özel bir törenle hekimbaşı tarafından padişaha sunulurdu. Ramazanın 15’inci günü padişahın bulunduğu camide, çamaşırcı başları kendi hazırladıkları buhur suyu tariflerini padişaha gösterirlerdi. Her yıl padişah, hangi buhur suyu formülünü beğenirse, o formülü üreten çamaşırcı başına bir kese altın ve yardımcılarına da bin akçe ödüllerdi. Bu durum, padişahın beğendiği buhur suyu formülünün yıl boyunca kullanılmasını sağlardı. Ayrıca, buhur suyu saray mensuplarına zarif billur şişeler içerisinde de ikram edilirdi.