Beylikova İlçe Müftüsü İshak Yıldırım, 2023 yılında Seyitgazi ilçesindeki İmam Hatip Ortaokulu’nda din derslerine girmekteydi. İddialara göre, Yıldırım burada 14 yaşındaki kız öğrencisi N.A.’ya cinsel içerikli mesajlar gönderdi. N.A., bu durumu ailesine bildirdikten sonra, ailesi hemen harekete geçerek savcılığa suç duyurusunda bulundu. Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı, olayla ilgili başlattığı soruşturma çerçevesinde İshak Yıldırım’ı kısa süre içinde gözaltına aldı. Yıldırım, gözaltı işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi.
Adli işlemlerinin ardından, Yıldırım, sulh ceza hakimliği tarafından sorgulandı. Ancak, hakim tarafından adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı. Bu durum, kamuoyunda büyük bir tepki topladı. N.A.’nın ailesinin yanı sıra, birçok kişi Yıldırım’ın serbest bırakılmasını haksız buldu ve yetkililere çağrıda bulundu. Olayın kapsamı büyüdükçe ve tepkiler artınca, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı, verilen bu karara itiraz etti.
İTİRAZ ÜZERİNE YENİDEN GÖZALTINA ALINDI
Cumhuriyet Başsavcılığı, Yıldırım’ın tutuksuz yargılanmasına ilişkin karara itiraz ettikten sonra, söz konusu itirazın kabul edilmesi üzerine Yıldırım hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarttı. Bir kez daha gözaltına alınan İshak Yıldırım, işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede bu kez tutuklanarak cezaevine gönderildi. Yıldırım’ın gözaltına alınması ve yargı sürecinin devam etmesi, ilerleyen günlerde daha fazla tartışmalara yol açabilir.
Olayla ilgili olarak başlatılan soruşturma süreci hala devam etmekte ve yetkililer, mağdurun yaşadığı psikolojik etkilerin yanı sıra, suçun alenileşmesi nedeni ile toplumda büyük bir infial meydana getirmiştir. Bu durum, eğitim ve kamu görevlilerinin özel hayatlarının denetimi konusunu da gündeme getirmektedir. Yıldırım’ın okulda görev yapması ve din dersi vermesi, meslek etiği açısından oldukça dikkat çekici bir durum olarak değerlendirilmektedir.
Yıldırım’ın aldığı ceza ve yargı sürecinin nasıl sonuçlanacağı merakla bekleniyor. Kamuoyu, bu tür durumların tekrarlanmaması için daha etkili önlemler alınması gerektiğini savunmakta ve ilgili kurumların bu konuda aktif bir şekilde devreye girmesini talep etmektedir. Hem mağdur N.A. hem de benzer durumlarla karşılaşan tüm gençler için adaletin yerini bulması, toplumsal bir ihtiyaç haline gelmiştir.
Tüm bu yaşananlar, ailelerin güvenli bir eğitim ortamı arayışını artırmakta ve eğitim camiasında daha fazla denetim ve şeffaflık talep edilmektedir. İshak Yıldırım’ın davası, sadece bir bireyin yaşadığı trajedi değil, aynı zamanda toplumda bu tür olayların nasıl engellenebileceği üzerine düşünmemizi sağlayacak bir örnek teşkil etmektedir.