Kürek Dişli Balina: Bilimsel Keşif ve Kültürel Değerler

Kürek dişli balinalar, ilginç adlarını kendilerine özgü kürek biçimindeki dişlerinden almaktadır. Bu tür, nadir görülmesi ve derin okyanuslardaki yaşam biçimi dolayısıyla bilim dünyasında en az bilinen memeliler arasında yer almaktadır. Şimdiye kadar kaydedilen yedi örneğin altısı Yeni Zelanda kıyılarında ortaya çıkmıştır.
BEŞ METRELİK DEV
2023 yılının Temmuz ayında, Yeni Zelanda’nın Otago bölgesinde kıyıya vuran beş metre uzunluğundaki bir erkek kürek dişli balina, uluslararası bilim insanları ve yerel Māori topluluğunu bir araya getirmiştir. Balinanın detaylı incelemeleri Invermay Araştırma Merkezi’nde yapılmaktadır. Bu inceleme sürecinde, kültürel ve bilimsel bir atmosferin hâkim olması dikkat çekmektedir.
Kürek dişli balinalar, özellikle derin okyanuslara dalış yetenekleriyle tanınmaktadır. Türün genetik yapısına ilk kez 2010 yılında bir anne ve onun yavrusunun dokularından ulaşıldığı bilinmektedir. Üstelik, 2017 yılında kıyıya vuran başka bir örnek de bölgesel anlamda incelenmiştir. Ancak bu, tür üzerinde yürütülen ilk kapsamlı çalışma olma niteliği taşımaktadır.
ARAŞTIRMACILAR YAŞAM BİÇİMİNİ ANLAMAYA ÇALIŞIYOR
Bilim insanları, balinanın midesinin yapısı, ses çıkarma mekanizması, omur sayısı, yağ dokusu ve boğaz yapısını araştırarak bu türün yaşam biçimini anlama çabası içerisindedir. Elde edilen bilgiler, balinalar üzerindeki insan kaynaklı tehditleri daha iyi yönetebilmek için önemli bir veri kaynağı oluşturacaktır.
Yerel Māori topluluğu ise balinanın incelenmesine aktif bir şekilde katılmaktadır. Māori kültüründe balinalar “taonga” yani kutsal bir hazine olarak değerlendirilmektedir. İncelemelerin ardından, balinanın iskeletinin Otago Müzesi’ne teslim edilmesi planlanmaktadır. Fakat çene kemiği, kültürel amaçlarla Māori topluluğunda kalacaktır.
Kürek dişli balinalar, Pasifik Okyanusu’nun derin çukurlarında kalamar ve küçük balık avlayarak yaşamlarını sürdürebilmektedir. Bu inceleme, bu esrarengiz tür hakkında daha fazla bilgi edinmek ve yaşam alanlarının korunmasına katkıda bulunmak bakımından oldukça önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir.