Gündem

Türkiye’nin Suriye Politikaları: Stratejik Hatalar ve Sonuçları

Türkiye’nin Suriye konusundaki politikaları sık sık Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Şam-Emevi Camisinde kılınacak Cuma namazı” vaadi ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun “Stratejik Derinlik” kitabında yer alan Türkiye’nin coğrafi önemiyle hatırlanır. Davutoğlu, Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada tarihi bağları nedeniyle potansiyel güç unsuru olarak var olduğunu ve bu güçten yararlanarak stratejik planlar oluşturması gerektiğini belirtmiştir. Türkiye’nin NATO, AB ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi organizasyonlarla olan ilişkilerini kemerleme politikası ile de desteklemesi gerektiği üzerinde durulmuştur.

Emekli Tümgeneral Rafet Kılıç, Suriye politikaları üzerinde önemli rol oynamış bir askeri yetki sahibi olarak, uluslararası ilişkilerde askeri diplomasi ve stratejik hataların risklerine dikkat çekmektedir. Kılıç’a göre, stratejik hataların sonuçları oldukça ağırdır ve bunların düzeltilebilmesi mümkün değildir. Bu bağlamda, Türkiye’nin Suriye Savaşı’ndaki pozisyonunu kaybedenler arasında saydığını ifade etmiştir. Kılıç, Türkiye’nin resmi beyanlarının aksine ülkenin Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunduğu iddiası çerçevesinde, gerçekte bu toprakların parçalanmasını kolaylaştıran bir politika izlediğini belirtmiştir.

KAYBEDENİ BİZİZ

Kılıç, Türkiye’nin yapılanmalarla kaybedenler arasında yer aldığını vurgularken, HTŞ Lideri Colani’nin ve muhalif grupların Şam’a girebilmesine olanak tanıyan altyapının Türkiye tarafından sağlandığını iddia etmektedir. Türkiye’nin uluslararası alandaki rolü, Suriye’nin topraklarının bölünmesine dolaylı olarak katkıda bulunmuş ve durum böyle olunca, Türkiye açık ara en büyük kaybeden haline gelmiştir. Kazanan taraflar ise İsrail, ABD, Irak Bölgesel Kürt Yönetimi ve PKK/PYD gibi gruplar olmuştur.

KARA KOMŞUMUZ OLDU

İsrail’in yayılmacı politikaları ile Türkiye’nin komşu olduğunu ifade eden Kılıç, resmi komşuluğun Irak’ın kuzeyinde 2005 yılında başladığını hatırlatmaktadır. Suriye’deki Kürt oluşumlarının, PKK/YPG’nin ilerleyişinin ve Büyük Kürdistan projesinin gelişiminin Türkiye için önemli bir endişe kaynağı olduğunu aktarmaktadır. Türkiye’nin bu durumu kaygıyla izlemesi gerektiğini savunurken, sığınmacıların Türkiye üzerindeki yükünü de vurgulamaktadır. Özellikle Hatay sınırındaki 4 milyon kişinin sıkıntıları ve yeni göç akınlarına sebep olabileceğini belirtmektedir.

Saygı Öztürk, emekli Tümgeneral Rafet Kılıç’la görüştü.

En az zararla nasıl çıkarız?

Türkiye’nin mevcut durumu göz önüne alındığında, nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini ise Kılıç şöyle sıralamaktadır:

1 – ABD’YE RAĞMEN SAĞLAMALIYIZ

Kılıç, Türkiye’nin güneyinde bir terör koridorunun oluşmasına izin vermemesi gerektiğini vurguluyor. Bu bağlamda, Suriye’deki belirli bölgelerden PKK/PYD unsurlarının temizlenmesini, ABD’nin engellemelerine karşı önlemler alarak sağlanması gerektiğini belirtiyor.

2 – ZORUNLU DÖNÜŞ DE UYGULANMALI

Suriye

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu