Erkek Örümcekler Kokuları Bacaklarıyla Algılıyor!

Lund Üniversitesi’nden Dan-Dan Zhang ve araştırma ekibi tarafından gerçekleştirilen yeni bir çalışma, erkek örümceklerin bacaklarında bulunan “bacak burunları” sayesinde kokuları algılayabildiğini ortaya koydu. Bu araştırmanın sonuçları, Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanarak bilim dünyasına duyuruldu. Çalışmada, örümceklerin bacaklarında yer alan “duvar-gözenek sensillaları” adı verilen spesifik kıl yapılarının, havadan gelen kokuları tespit edebildiği kanıtlandı.
Özellikle araştırma, erkek yaban arısı örümceklerinin (Argiope bruennichi) bacaklarında yer alan bu özel sensillaların, dişi örümceklerin yaydığı seks feromonlarını algıladığını göstermektedir. Bu sensillalar, örümceklerin bacaklarının vücutlarına yakın üst kısımlarında konumlanmış olup, yüzeyle temas etmeyen bir pozisyonda bulunuyor. Yani, bu yapılar çevresel kokuları algılamak için optimize edilmiş.
Araştırmanın derinlemesine incelenmesi için, bilim insanları canlı erkek örümcekleri mikroskop altında gözlemleyerek, sensillaların kokuları nasıl algıladığını test etti. Bu deneylerde, tek bir sensillanın tabanına yerleştirilen bir elektrot kullanıldı ve dişi örümceğin yaydığı feromonların varlığında sensillada güçlü bir sinirsel tepki görüldü. İlginç bir şekilde, yalnızca 20 nanogramlık bir feromon miktarı bile belirgin bir tepki ortaya çıkarabildi.
Çalışmanın önemli bulgularından biri, bu sensillaların sadece yetişkin erkek örümceklerde bulunmasıdır. Dişi örümceklerde ve daha genç bireylerde bu yapılar gözlemlenmemiştir. Bu durum, sensillaların çiftleşme arayışında ve eş tanıma sürecinde kritik bir rol üstlendiğini açıkça göstermektedir.
Araştırmacılar, bununla birlikte 16 farklı aileye ait toplam 19 örümcek türünü inceleyerek, duvar-gözenek sensillalarının diğer örümcek türlerinde de yaygın bir şekilde mevcut olduğunu belirledi. Ancak, Asya kıtasında bulunan bazı bazal türlerin bu yapıya sahip olmadıkları tespit edilmiştir. Bu durum, sensillaların evrimsel süreç boyunca bağımsız olarak birden fazla kez geliştiğine ve bazı türlerde ise kaybolmuş olabileceğine işaret etmektedir.