Suriye’deki Değişim: Türkiye ve İran İlişkileri

Suriye’deki Gelişmeler ve Türkiye-İran İlişkileri
Suriye’de İslamcı Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) öncülüğündeki muhaliflerin, Beşar Esad yönetimini devirmesi, İran için stratejik bir kayıptır. Tahran, iç savaş süresince Esad’ın güçlerini desteklemek amacıyla hem askeri hem de lojistik kaynaklar sağlamıştır.
İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, Şam’ın 8 Aralık 2023’te kontrol altına alınmasının ardından, 11 Aralık’ta yaptığı açıklamada yaşananları ABD ve İsrail’e mal etti. Hamaney, Türkiye’ye açıkça “işgalci” ifadesiyle yüklenerek Ankara’nın Suriye’deki rejim değişimindeki rolünü eleştirdi.
Hamaney’in eleştirileri, sosyal medya üzerinden Türkçe olarak paylaşıldı. Bu mesajda, “Suriye’ye komşu bir hükümet, o bölgede önemli bir rol oynamaktadır; ancak ana komplocu güç Amerika ve Siyonist rejimdir. Bu durumu kanıtlayacak birçok delilimiz var” ifadeleri dikkat çekti.
BBC Türkçeye konuşan uzmanlar, Hamaney’in bu açıklamalarının İran’da Türkiye’nin dış politikasına karşı ciddi bir rahatsızlığın belirtisi olduğunu öne sürdü. Bu değerlendirmelerin yapıldığı sırada, Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 29. Dönem Türkiye-İran Karma Ekonomik Komisyonu toplantısı için Tahran’da bulunuyordu.
Tahran’daki temaslarında İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile görüşen Bolat, iki ülke arasındaki ticaret hacmini 30 milyar dolara çıkarma, sınır ticaret merkezlerini geliştirme ve yeni sınır kapıları açma konularını ele aldı. Bu iki olay, Kafkaslar’dan Orta Doğu’ya uzanan stratejik bölgede Türkiye ve İran arasındaki rekabetle iş birliği içeren karmaşık ilişkiyi gözler önüne serdi.
‘Bir Nüfuz Mücadelesi Hep Oldu, Olmaya da Devam Edecek’
Esad yönetiminin düşmesi ve HTŞ’nin Suriye’nin büyük bir kısmını kontrol etmesi, Türkiye-İran ilişkilerinde önemli bir dengenin değişmesine neden oldu. Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi (EDAM) Direktörü Sinan Ülgen, Türkiye ve İran’ın menfaatleri doğrultusunda birbirlerine dikkatle yaklaştıklarını belirtti. Ülgen, “Suriye’deki durum, iki ülkenin ilişki modellerinde köklü bir değişikliğe sebep olmaktan ziyade, bir nüfuz mücadelesinin devamını ifade ediyor” dedi.
İstanbul Aydın Üniversitesi’nden Dr. Hazar Vural Jane ise Ankara-Tahran ilişkilerinde önemli farklılaşmaların yaşandığına vurgu yaptı. Jane, İran’ın dış politikası alanında, Suriye’de güç kaybettiği bir dönemlerin başlamakta olduğunu dile getirdi.
Washington merkezli Middle East Institute’den Banafsheh Keynoush, Esad yönetiminin düşmesinin Türkiye’nin bölgedeki dış politika ağırlığını artıracağını öne sürdü. Keynoush, “Esad’ın düşmesi, İran’ı daha güçlü bir Türk dış politikasına razı olmaya zorlayacaktır; ancak İran’ın bu konuda nasıl bir strateji geliştireceği belirsizdir” şeklinde değerlendirdi.
‘İki Komşunun Birbirine Sırtını Dönme Lüksü Yok’
Hamaney ve İranlı yetkililerin Türkiye’nin Suriye’deki rolüne gelince doğrudan isim vermeden tepki göstermesi dikkat çekici bir durumdur. İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) araştırmacısı Oral Toğa, İran’ın bu durumunu “izle ve gör siyaseti” olarak nitelendirdi. Temkinli bir yaklaşım sergileyen İran, Türkiye gibi stratejik bir komşusuna karşı köşeli bir siyaset iz