Ülkede en çok tartışılan konulardan birisi olan adalet, kamuoyu yoklamalarına da yansırken halkın büyük bir çoğunluğu ülkenin en büyük sorunları arasında adaleti gösteriyor. İktidarın kadro isimlerinden olan Bakan Tunç ise tüm bu tablo karşısında rejimin çıkarlarını gütmekle meşgul. Yargıdaki çürümüşlüklerin, rüşvet ağına düşen hâkim ve savcıların, toplumsal davalarda art arda çıkan beraat kararlarının hiçbiri Tunç’un değiştirmek istediği meseleler değil.
Tunç tüm bu bahsi geçen olaylarda kamuoyu karşısında ‘soruşturuyoruz’ cevabı verirken diğer yandan uzun uzun iktidarın sözcülüğünü yapmaya devam ediyor. Kimi zaman iktidarın yasaklamalarını savunan Tunç, sosyal medyayı hedef alıyor, kimi zaman da hedef tahtasına muhalefeti koyuyor.
AKP’nin bütün aşamalarında yer alan Tunç, 2007’den 2023’e kadar 5 yasama dönemi boyunca AKP’den Bartın milletvekilliği yaptı. Tunç, 2022-2023 yıllarında da TBMM AKP Grup Başkanvekili oldu.
Daha önce yerel seçimlerde AKP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum için defalarca oy isteyen Tunç, yaptığı açıklamalarda muhalefeti hedef almıştı. Sokak röportajlarını da eleştiren Tunç, iktidarı eleştiren kesimleri marjinalleştirmeye çalışıyor.
Toplum gözünde organize suç örgütü şebekelerine ve ‘terör örgütü’ üyelerine karşı operasyonlar düzenleyen Yerlikaya, eski İçişleri Bakanı Soylu’dan kalan kadrolara karşı operasyonlar yaparak adından söz ettiriyor. Yerel seçimlerde dahi adı geçen Yerlikaya’nın karnesi ise pek parlak değil.
Eski İstanbul Valisi olan Ali Yerlikaya, toplumsal olaylarda da iktidarın baskıcı politikalarının sürdürücüsü olarak biliniyor. Yerlikaya, LGBT yürüyüşüne müdahale eden polislere destek vermiş ve AYM’nin kararlarını hiçe sayarak politikalarını savunmuştu.
Verilerde sızıntı yaşandığını belirten Uraloğlu, konuyu geçiştirmeye çalışmış ve verilerin çalınmasıyla ilgili sessiz kalmıştı. Uraloğlu’nun Almanya ziyareti ise tartışmalara neden olmuş, özel uçakla seyahat ettiği öne sürülmüştü.
Fahrettin Koca’dan boşalan koltuğa oturan Memişoğlu, sağlık alanında Menzil Cemaati ile ilişkilendirilmiş ve gerici politikaları ile eleştirilmiştir. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü döneminde Menzil cemaatiyle bağlantılı şirkete ihale vermesiyle gündeme gelmiş ve sağlık çalışanlarının kıyafetlerine dair genelgesiyle tepki çekmiştir.